Posesyon Nedir ?

 

İnvokasyon metodu ile bir "tanrı"nın majisyene gücünü şarj etmesi haline "posesyon" denilmektedir. Şarjın başlangıcında, majisyenin içinde bulunduğu durum bir bakıma vecd hali veya ekstazi denilen durum gibidir. Fakat, mistik deneylerde görülen kendinden geçme ve daha sonra ne olduğunu bir türlü anlatamamak gibi sürekli pasif bir durum değildir.

İnvoke (davet) edilen varlığın aktaracağı güce göre şarj olayının seyri değişiklik arzedebilir. Ama, genellikle şöyle bir aşamadan geçilmektedir: Bedende sinir sisteminin en yoğun olduğu omurilik ve küçük beyin bölgesinde önce tuhaf bir karıncalanma başlar. Bazen, solar pleksus'da küçük enerji patlamaları hissedilir. Bu yüzden geçici hıçkırık veya geğirme gibi diafragmik konvulsiyonlar olabilir. Omuz ve sırt kaslarında sertleşme olabilir. Pelvis kasları gerilir. Daha sonra küçükbeyin altına doğru ani ve sert bir darbe indirilmiş gibi sersemletici bir duygu oluşabilir.

Bazen, bu son durum aniden değil de yavaş yavaş artan bir şiddette oluşmaktadır. Ardından, boyun kaslarındaki kasılma ile beyne giden oksijen miktarında azalma olur. Görme duyarlılığı bir an için azalır. Bazı durumlarda erkekte ereksiyon, kadında ise vajinal kasılmalar görülebilir. Bedende terleme birden artar, adrenalin salgısı çoğalır. Asetilkolin konsantrasyonu artar. (Mediko-fizyolojik değişikliklere burada daha fazla değinmeye gerek olmadığından geçiyorum.)

Psikolojik değişimler daha önemlidir. Göz baktığı eşyayı görmez. Sinirsel iletim bloke edilmiştir. Peşpeşe patlayan flaş gibi göz kamaştırıcı aydınlanmalar olur. Halüzinatif safhaya geçilir. Aslında, astral bedenin duyarlılığı artmıştır. İşitme organına bağlı olarak şiddetli bir uğultu, vızıltı, veya çınlama başlar. Parlak görüntüler, belirli bir ritme uyarak işitilen sesle birlikte, nabız atışı gibi bütün benliği sarar. Daha sonra, görüntüler biçim kazanmaya ve çınlamalar da sözcüklere dönüşmeye başlar.

Bu aşamada, majisyen fizik ortamla ilişkisini kaybetmiş ve bütün konsantrasyonu astral ortama yönelmiştir. Burada bir an gelir ki, sanki patlayacakmışcasına kendisini bir enerjiyle dolmuş olarak hisseder. O an düşüncelerinin akışına göre çevresindeki ışımayı, sesleri ve şekilleri yönlendirecek gücü içinde hisseder. Bu durum, posesyonun birinci aşamasının tamamlandığına işarettir. İç dengesini sağladıktan sonra, daha önceden yapmayı planladığı işe yönelir.

Burada dikkat edilecek husus, operasyona girmeden önce planlanan işin o aşamaya gelindiğinde değer değişikliğine uğrayıp uğramamasıdır. Çünkü, yüklenen enerji sayesinde idrak kapasitesi çok artmaktadır. Öyle bir anlayış olabilir ki, majisyen yapmayı planladığı işi o anda yeniden ve çok daha mükemmel bir biçimde tekrar gözden geçirebilir ve kusursuz olarak tamamlayabilir. Veya, eğer yıkıcı bir faaliyette bulunacak ise, ansızın durumun daha ilerde kendi aleyhine bazı problemler yaratacağını idrak ederek olayı tersine çevirip yapıcı bir tesir yaratma yoluna gidebilir. Posesyonun en verimli ve en güzel yanı da budur.

Operasyonu bitirip tekrar eski haline döndüğünde, bu değer değişikliği üzerinde dikkatle durması, tekâmülü açısından oldukça faydalı bir ilerleme sağlayacaktır. Posesyon hali genellikle bir-iki saniye ile birkaç gün arasında değişebilen bir süre devam edebilir. Ortalama olarak dört saati geçen posesyon hali daha sonra geçici olarak bedende yorgunluk ve zihinde atâlet yaratmaktadır. Ama, elbette ki bu majisyenin kapasitesine bağlı bir durumdur.

Posesyon esnasında, yapılabilecek işlerin sınırını çizmek zordur. Eğer operasyon başarılı olur ve istenilen güç kaynağı ile irtibat kurulabilirse, artık bundan sonrası büyük ölçüde majisyenin iradesine bağlı bir durumdur. Dış müdahale, genellikle yok denecek kadar azdır. Yani, majisyenin serbestiyeti olağanüstü genişlemiş bir düzeye ulaşmıştır. İşin asıl zor tarafı, posesyon halini gerçekleştirmek ve bunu yeterince devam ettirebilmektir.

Daha önce de belirttiğim gibi, posesyon sayesinde majisyenin bütün güçleri yetenekleri, idraki, şuuru adeta bir büyütecin arkasına geçmişcesine büyümektedir. Ayrıca, kendisinde bulunmadığını zannettiği, ama aslında küçük bir nüve halinde gizli olarak bulunan özellikleri de bu sayede canlanmaktadır.

Okuyucu burada ister istemez şu kanıya varabilir: Maji ile ilgilenip sonunda majisyen olmak şahane bir şey, epey uğraşıyorsun ama bir de başardın mı, gel keyfim gel. Canın ne isterse yaparsın ondan sonra. Evet, bu düşüncenin bir kısmı doğrudur. Majisyen "canı ne isterse" onu yapacak hale gelmiştir. Ama, bu seviyeye ve bu güce erişinceye kadar uğradığı değişim "canının isteğini" de değiştirmiştir, hiç kuşkusuz.

Alşimist, ebedi hayat iksirini ve her cismi altına çeviren taşı bulmak için laboratuvarına girer. Majisyen adayı da güç kazanmak ve her şeyin hakimi olmak için astral plana atılır. Her ikisi de bir gün gelir aradığını bulur. Ama bir bakarsınız, alşimist herkes gibi yaşlanıp vakti gelince ölmüştür, cebinde üç-beş kuruş para ile. Majisyen de ondan farklı değildir. Vakti gelince, kendi halinde göçer gider. "Hani bu adamlar büyük güçlere ve imkânlara kavuşacaklardı. Gördün mü bak, hepsi palavra işte!" derler arkalarından. Değişikliğin ne olduğunu, elbette ki yaşayan bilecektir. Dışarıdan bakanlar, bu adamların maceraya ilk atıldıkları yerden bakmaya devam ettikleri için, hâlâ altın ve iktidar görme saplantısından kurtulamamışlardır.

Acaba, majisyen o seviyeye geldiğinde canı ne istemektedir? Bu sorunun cevabını bilemiyoruz. Belki de anlayamadığımız için bize söyleyen yok. Zaten, daha fazla merak edenler kendiliklerinden bu yola giriyorlar. Enkarnasyonlar boyu devam eden uzun bir macera başlıyor. Yüzlerce varlığı bu yolda kullanıyorlar. Bir sürü keşifler ve icatlarda bulunuyorlar. Bazen öldürüyor, yıkıyor ve kötülük saçıyorlar. Sonra gittikçe daha az yıkıp daha çok yapmaya yöneliyorlar. Sonunda bir de bakıyorsunuz ki, artık hiçbir şeye zarar vermeyen ve yalnız her varlığın yararına işler yapan bir ışık olmuşlar. Demek ki canları bunu istiyormuş.

---

Yazımın başında da belirttiğim gibi, âdet yerini bulsun diye kısa bir bibliyografya veriyorum. Okuyucuya hatırlatmak istediğim bir husus var burada: Maji, kendine has bir bilim ve sanattır. Bu sanatın doruklarına tırmanan ustalar, ne kitap yazarlar ne de makale. Konferans da vermezler bu konuda, nutuk da atmazlar. Ola ki içlerinden birisi ile sohbet etme imkânını bulursanız, aklı başında ve kendi halinde bir insan gibi konuşur sizinle, öylesine havadan sudan.


Bibliyografya:

Crowley, Aleister: "Magick in Theory and Practice"

Mathers, M. Gregor S. L.: "Book of the Sacred Magic of Abramelin"

Mathers, M. Gregor S. L.: "The Kabbalah Unveiled"

Levi, Eliphas: "Dogme et Rituel de la Haute Magie"

Barrett, Francis: "The Magus"

Butler, W. E.: "Magic, Its Ritual, Power and Purpose"

Fortune, Dion: "Applied Magic"

Fortune, Dion: "Psychic Self-Defence"

Agrippa von Nettesheim: "De Occulta Philosophia"

Bardon, Franz: "Die Praxis der Magischen Evokation"

Regardie, Israel: "The Golden Dawn"

Regardie, Israel: "The Art and Meaning of Magic"

Haluk Akçam
Posesyon Nedir ? Posesyon Nedir ? ParanormalTR İnvokasyon metodu ile bir "tanrı"nın majisyene gücünü şarj etmesi haline "posesyon" denilmektedir. Şarjın başlangıcında,... 4.5 5

Hiç yorum yok:

Copyright © Paranormal Olaylar. All Rights Reserved